Doğu’nun Kraliçesi Hatay

Doğunun kraliçesi Hatay,dünyaya örnek bir şehir,3 din 6 mezhep i koynunda kardeşçe barındıran,17 medeniyete ev sahipliği yapmış,bir tarih şehri,bir lezzet şehri Hatay.Dünyanın tersine akan tek nehri Asi(Lübnan da dogan,Suriye de uzun bir yol kat edip,son 88 km Hatay dan geçerek Akdeniz e dökülür) Hatay ın tam ortasından geçerek,kraliçe şehre başka bir tat katmış.Şehir merkezini gezerken gözünüze onlarca tarihi doku,burnunuza da lezzet kokuları takılacak,camiler,kiliseler,tarihi binalar,tarihi sokaklar,Kuran da bahsi gecen -Habibi Neccar- Cami Turkiye nin ilk camilerden ,Türkiye’nin tek Ermeni köyüne ev sahipliği yapan,St. Pierre Dunyanin ilk magara kilise ve Hristiyan isminin verildiği kilise,mozaikler ile dünyadaki 3.büyük müzeye sahib Hatay,tarihi bir kavşak noktası gibi,

Dünyanın ilk sokak aydınlatması Antakya(Hatay) Herodot caddesi ,bugün ki adı ile Kurtuluş caddesi,M.Ö yılları yansıtmasada,bir kaç yüzyıllı yansıtan tarihi bir cadde.Gecesi de gündüzü de ayrı güzel,dar sokakları,geçmişin tüm izlerini taşıyan binaları,yüzlerce yıllık ibadet yerleri,restore edilerek süslenmiş gelin gibi konaklarıyla Hatay ın ilkleri arasında olan bir mekan.Bazı binaların harap ve sahipsiz olması,unutulmuş binaların göz kamaştıran dokusu şaşırtıyor,gözleriniz her binada ayrı bir tat,ayrı bir yaşamdan iz görüyor.Bu cadde gece ve gündüz ayrı ayrı gezilmeli,hissedilmeli,engelli tüm kardeşlerimiz de bu caddenin mistik havasını rahat rahat yaşaya bilirler.

HATAY MÜZESİ

Mozaik zenginliği ile dünyanın 3.büyük müzesi olan HATAY MÜZESİ ,zengin tarihi eserler,ferah iç düzeni ile yarım gün ayırmanız gereken bir müze.Hatay merkezi pazar günü ögle saatlerine kadar hareketsiz olduğundan ,sabah kahvaltıdan sonra müzeyi gezmeyi,sonra diğer gezilere yönelmenizi öneririm.

HABİBİ NECCAR

Dağda gezen bir çobandır,cüzzamlı oglu ile dağda yaşamaktadir,bir gün iki insanla karşılaşır, yeni bir dinden,Allah’tan,İsa a.s bahsederler. Doğruysanız deliliniz nedir diye sorar,Allah’in izniyle hastaları iyi ediyoruz deyince,eğer oğlumu iyi ederseniz size inanırım der,oğlu iyileşince Antakya’nın ilk inananı olur,gelenler ise İsa a.s gönderdiği elçiler Yahya ve Yunus ‘dur.Elçiler şehre davete indiklerinde, zindana atıldıklarında hep onları savunur ve bu uğurda can verir.Mezarı diğer iki elçi ile beraber adıyla anılan Anadolunun ilk camii olduğu sanılan Habibi Neccar camii avlusundadır.Antakya sırtını Neccar dağına dayamış,bağrinda da İsa a.s elçileri Yahya ve Yunus ile onlara ilk inanan Habibi Neccar ı yatırmaktadır. Bu nedenle camii müslümanlar ile Hristiyanlar için de kutsal sayılmakta,ziyaret edilmektedir.Biz şaşırsakta ANTAKYA nın genlerinde hoşgörü var.Yüzyıllarca tüm dinleri ve mezhepleri koynunda beslemiş kavgasız-döğüşsüz

SAİNT PİERRE KİLİSESİ HATAY
Dünyanın ilk kiliselerinden olduğu düşünülen,
Hiristiyan adının burada verildiğine inanılan,tarihi cok net olmayan SAİNT PİERRE kilisesi(İsa a.s ın havarilerinden olan Petrus(taş) ismi İsa.a.s tarafından ona verildiği ve kilisesini bu taşın üzerine kuracaginı söyledigi Aziz Petrus veya Saint Pierre,belkide bu yüzden Saint Pierre ismi verilmiştir mağara kiliseye) eski otoğar mevki, Reyhanlı yolunda ,şehir merkezine ve müzeye yakın,Hac( habibi neccar dağının uzantısı) dağındadır.Antakya da dağlar binlerce yıl yaşam alanı olmuş insanlara,bunu bir kez daha yaşıyorsunuz.Dağın içi tünellerle dolu,baskınlar sırasında burada saklanma ve kurtulma için kullanılıyormuş.Debremlerden sonra tünellerin yıkıldığı soylensede,bizim tarihi dokuya bakış şeklimiz malesef bu,Kilisenin icinde az da olsa yerde mozaik kalıntılırı var,Petrus adından kaynaklandığını düşündüğüm sonradan konulma taş koltuk ve masa mağaranın tam ortasına yerlestirilmis,sağ köşesinde vaftiz ve kutsal su olarak kullanıldığı düşünülen bir çukur var,dağdan sızan suların buraya dolduğu bu suyla vaftiz yapıldığı,hastalara bu suyun içirildigi soyleniyor.Dağa doğru patikadan çıktığınızda tünelleri görüyor,yanınızdan ayrılmayan küçük rehberler bir ucundan girip diğerinden çıkıyor,sizi inandırmak istiyor.Biraz daha çıktıgınizda büyükce ama yüzleri pek belli olmayan iki kaya heykelle karşılaşıyorsunuz,rivayetler Meryem Ana ‘nın sülüeti olduğu anlatılsada kesin bir şey yok.Heykellerin bulunduğu konum şehre çok hakim olması zihnimizde başka şeyler çağrıştırsa da rivayetlere inanarak,iniyoruz.Bence mutlaka görülmeli,size rehberlik eden çocuklar bir şey yok mağarada deseler de siz mutlaka ziyaret edin.

SAMANDAĞ

Bir tarafta Musa daği diger tarafta Keltepe, masmavi deniz,bölgenin doğal ve tarihi dokusunda,sicak kanlı insaniyla SAMANDAĞ guzel ülkemin güzel bir ilçesi.Hz.Hızır,Hz.Musa,Hz.İlyas a ev sahibligi yapmiş olmanin etkisinden mi bilinmez,cok misafirperver insanlar,Dervişan İpek Selva Dönmez 40 yillik dost gibi karsiliyor bizi kahve,sarma ikram ediyir bunu yaparken hiç ticaret konuşmuyoruz,pazarlama taktigi degil,gercekten misafir ediyor bizi.Samandag tarihte büyük bir liman,dünyanin 3. veya 4.limanı,dünyanin en büyük sahillerinden 14km,açık deniz olmasına rağmen tertemiz deniz,3 belediye her gün temizlik yapiyor,Musa dağindan seyredince liman şehri samandağ i daha iyi anliyorsunuz.Daha önce deniz olan yerler simdi bahce,tarla,sera ve cok verimli,dutlar sasirtacak kadar cok ve büyük,yıķıliyor adeta,bir dinde gereksiz meyva olarak tanınan malta eriği(yeni dünya)alabildigine çok,narenciyeyi söylemeye gerek yok,kısaca tarihi,doğası,insanı,meyvasi ve balığı(dil balığı cok lezzetli)mutlaka görülmesi gereken yerlerden Samandağ,hızlı turda yarım gün,tadında bir gün yeter.Engelli kardeşlerimiz de Samandağ’ı yaşayabilir.

M.ö 300 lu yillarda Musa dağından gelen yağmur suları limanı basmasını önlemek icin yapılmış,Unesconun dünya tarih mirasına girmiş,insanoğlunun azminin gösterğesi yapılardan biri Titus tüneli,kanyon misali iki tarafi gökyüzünde birleşecekmiş gibi duvarlar ve aralarında bir tünel,gözünüz karanlığa alışıncaya kadar bir ürperti olsada,tünelin sonunda gözüken ışık cazibesinden vaz gecemiyorsunuz, tünelin dag tarafındaki girişinde çıķtıgınızda yeşil bir vadi karşılıyor,tünelin duvarındaki yazı ve göz resmi dikkat çekiyor.Titus tüneli ile birlikte anılan Beşikli Mağara,düzenli yapılmış,katlı bir mezarlik görünümünde kaya mezarlığı,bu kadar mezar burdaysa bu insanlar nerde yaşadı diyorsunuz.Musa dağına dogru baktıgınızda yaşam alanı gözünüzde canlanıyor,her yer yaşam alanı gibi,etrafta parça parça sur duvarları ,tahmininizi destekliyor,”bastığin yerleri toprak deyip geçme”geliyor aklına.

HATAY-Harbiye
Her şehrin mutlaka bir piknik veya dinlenme alanı olur,Harbiye bu anlayışı çok yukarı çekmiş.Harbiye de şelale derken, bir tane şelale ve etrafinda oturma alanları diye düşünmüştüm.Hiçte öyle degılmiş meğer,her çay bahcesi,restaurant veya oturma yerinde şelalenin bir kolu,hemen hemen her mekanda suyun içine atılmış masalar,bazı mekanlara heykellerle mistik Antakya havasi verilmiş ,yeme-icme-eglence yeri olmuş ve çokta guzel olmuş.Her kesime hitap eden mutlaka gidilmeli-oturup tadı çıkarılmalı bir yer HARBİYE

HATAY-Samandağ Deniz Mahallesi HZ.HIZIR İLE HZ.MUSA KAYASI
Peygamber kıssaların biz insanlara hayat dersi olduğunu düşünürüm. Hz. Hızır a.s ile Hz. Musa a.s arasında geçenlerde böyledir.Musa a.s bir soru üzerine dünyadaki en alim kişinin kendisi olduğunu söyleyince,Rabbi onu uyarır ‘’iki denizin buluştuğu yerde kendinden daha alim kulu olduğunu vahyeder’’(birinci ders burasıdır).Musa a.s bu zata ulaşmak için Rabbinin ona dediğini yapar heybesine bir balık koyar,balığın canlanıp denize daldığı yer kendinden daha alim kişiyi bulacağı yerdir.Yolculuğun bir noktasında bir kaya’nın yanında konakladıklarında balık canlanıp denize karışır(ikinci ders),Musa a.s yardımcısı bu durumu görse de sabah söylemeyi unutur,yola devam ederler,bir ara acıkıp bir şey yiyelim dediklerinde balığın canlandığı suya karıştığı aklına gelir yardımcısının ve Musa a.s olayı anlatır,böylelikle buluşma noktası belli olmuştur,tekrar kayanın yanına dönerler.Orda bekleyen balık tutan kişi Hızır a.s dır,konuşup ilimden öğrenmek istediğini söyler Musa a.s,sabır sınavı başlar,söz verir ama birlikte yaşadıkları 3 hadiseye de sabredemez(ücüncü ders),sonunda yolları ayrılır.Kuran’da Kehf suresinde geçen hikayede buluşma noktasındaki kaya Samandağ ,Deniz Mahalle sindeki kaya olduğuna inanılır.Her din ve mezhep den insanın ziyaret ettiği,ritüel yaptıkları,içerde özel buhur(tütsü)kokusuyla duaların edildiği bir mekan.Burası mı?değil mi?diye tartışmaya gerek yok,dua için vesile olan bir yer,duanı et,sığın,kalben ve ruhen rahatla devam et.

Sevebilirsin...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir