Tarih-Kültür-Lezzet Şehri Gaziantep

Baklavanın-fıstığın başkenti,mutfağındaki lezzeti dünyanın kabul ettiği,kendine ait kültürü olan,mozikleriyle dünya tarihine tanıklık eden doğu’nun Paris’i Gaziantep.Son yılların gastronomi (yemek) truzminin merkezi olan Gaziantep,Unesco’nun tesciliyle adını tüm dünyaya duyurmuş oldu.Kurtuluş savaşındaki destansı Gaziantep savunmasıyla kahramanlığı da tescil edilmiştir. Çingene kızı moziğinin sergilendiği Zeuğma mozaik müzesiyle dünyanın önemli müzelerinin arasına girmiştir(mozaiklerin çok iyi konumda olması,müzenin atmosferi,bir çok mozaik müzesinden daha çok öne çıkarıyor). Türkiye ve ortadoğunun alan olarak birinci,dünyanın 3. büyük hayvanat bahçesi başka bir yıldız noktasıdır.Restore edilen Gaziantep evleri,han-hamam-camii-kastelleri ile kendi kültürünü yaşatan,yemeni,bakır,sedef işçiliği,kadınların antep işi dantelleri diğer kültürel özellikleridir.Çok eskiden beri devam eden sanayisi ile bölgenin lokomotifi olarak Mesire (mangal) keyfi Gaziantep insanının olmaz ise olmazı olduğu için bir çok orman-gölet yerleri,büyük parkları ile de modern yaşam alanlarına sahip komplike bir şehir Gaziantep.

 

 

KASTEL

Su sarnıcları çok duyulsa da Kastel pek bilinmez.
Amaç olarak su kullanımı ve şehir hayatının kolaylaştırılması olsa da sarnıç ile kastel arasında büyük farklılıklar vardır. Sarnıç su deposu iken Kastel yaşam tarzıdır ve sadece Gaziantep yöresine ait olduğu için pek bilinmez.Su yer altı kanallarıyla(livas) belli bir noktaya toplanırken bu kanallar üzerine evler inşa edilerek su kuyularıyla su ihtiyaçlarını karşılar,et gibi bozulacak malzemeleri
bu kanala sarkıtarak bozulmasını önler,her hangi bir kötü durumda kaçış içinde kullanılan su kanal sistemi aynı zamanda ,suyun bir kısmının toplandığı yerde tuvalet,banyo,mescit, çamaşır ve  yün yıkamak için kullanılan ,ecdadımız bize bıraktığı ama günümüze taşıyamadıgımız ayrı bir mimari dehadır KASTEL. Eski şakacılar kastel kanallarına sarkıtılan yiyecekleri aşırıp, ev halkını da davet edip, ziyafet yaptıkları da büyükler tarafından anlatılan hikayeler arasındadır.
Pisirici Kastel i bu mimarinin en güzel örneklerindendir.Bu tarihi dokuyu Gaziantep e ve ülkemizin tarihi mirasına kazandıran Şahinbey Belediyesine teşekkür ediyorum.

ŞEYH FETULLAH CAMİİ

Gaziantep in kendine has cami mimarisi içinde Şeyh Fetullah camii daha da farklı bir mimariyle dikkati çeker.Etrafını saran tarihi Şehreküstü evleri , caminin ortasında 8 köşeli bir kolon üzerine inşa edilmesi,Kastel su sistemine sahip olması,Külliye camii tarzında oluşu, Hz.Ebu bekir’in soyundan geldiği düşünülen Şeyh Fetullah ve Karayılan’ın mezarlarının bu camide olması,caminin maneviyatını arttırıyor,bahçesindeki mezarlar tarihi dokuyu tamamlıyor.Ruhunuz hafiflediği,Karayılanın mezarında tüylerinizin diken diken olduğunu, adını duymadığınız ama oraya güven kattığını hissettiğiniz Şeyh Fetullah’ın mezarıyla Gaziantep’in tarih ve inanç ziyareti yapacağınız bir noktası.
KARAYILAN bir efsane,Gaziantep’in kurtuluş destanının baş aktörlerinden bir kahramandır,kısaca bahsedersek(Mehmet yeni yetme bir çocuktur, babası onun cesur gözü pek bir delikanlı olmasını ister,ne de olsa KABALAR aşireti reisidir ve yerini oğluna bırakacaktır.Oğluna tüfeğini verir geceleri dağda koyunların başında bırakır ve tüm korkularından kurtulmasını ister.Bir sabah oğlunu ziyarete geldiğinde koyunların yanında yatan kurt ölüsünü ve,taşın üzerinde kafası ezilmiş yılanı görünce artık oğlunun cesur bir delikanlı olduğuna karar verir ve adını KARAYILAN koyar.Karayılanın babası Ermeni çetelerce öldürüldüğünde 16 yaşındadır. 7 yıl askerlik yapmış,Sarıkamış’ın kar ve ayazından sağ çıkmış,gözü pek,yiğit bir delikanlıdır Karayılan(molla Mehmet).Kurtuluş savaşında Gaziantep müdafası 11 ay Karayılan ve Şahinbey çetelerinin sayesinde Fransızlara direniyor ,bir destan yazıyorlar,ve destan yazdıkları toprağın bağrına şehit düşüyorlardı…..‘Vurun Antepliler vurun,bugün namus günüdür……)

Gaziantep Camii Mimarisi
Gaziantep’in tarihi camileri 13.yy-17.yy arasına aittir, ortak yönleri ise kesme taştan ve dikdörtgen şekilde yapılması,kısa -geniş minareleri,birbirlerine yakın(camii nin etrafında mahallelerin konuşlanmasi,kastel lerin etkisi)olması dikkat çeken unsurlardan. Kesme taş evlerin yapımında da kullanılmış kışın soğuktan yazın sıcak tan koruyan sağlıklı yapılar olmuştur.Dikkati çeken diğer bir özellik ise giriş kapıları üstünde genelde ahşap özel yerlerdir. Camilerin küçük olması mı!yüzyılların verdiği gizem mi!bilinmez, içindeki manevi hava çok güzel,yolunuz düşerse mutlaka bunu deneyimleyin. İhsan bey camii kastel(kastel restorasyonda 14.yy),Ağa cami 16.yy,Alaybey camii 16.yy ,

Gaziantep Evleri
Sıcak Anadolu coğrafyasında bundan daha iyisi olamazdı.Bölgenin tamamında kesme taştan yapılan evler-konaklar-hanlar-hamamlar.Yaz aylarının 40-50 derece sıcaklığından,kış aylarının soğuk karasal ikliminden koruyan muhteşem izolasyonlu taş evler.Duvarları yuksek içerisi gözükmeyen genelde iki katlı,dar sokakları olan ve bu sokağa bakan ikinci kattaki pencereleri,her evin dış duvarında kuşların yuva yapması için bir taşlık boşluk ve her kapısı ayrı bir sanat eseri,böyle bir dış görünüşe sahip Antep evleri. Bu kapılardan hayat veya avlu denilen iç bahçeye girilir.Mutfak,oturma odası ve bir kaç oda bahçeye açılır. Üst kata bir merdivenle çıkılır ve genellikle misafir ve yatak odaları burada bulunur. Bahçede kuyu veya bir kaç basamakla inilen kiler yiyeceklerin korunması ve bozulmasını önler. Kadınlar her türlü temizlik ve kış hazırlıklarını açık havada rahatsız olmadan yaparlar.Isınma için kullanılan TANDIR tüm aileyi bir araya toplar,sıcak sohbet ve paylaşım en üst düzeye çıkardı.Kare şeklinde tahtadan küçük bir masa düşünün,yerden yüksekliği yarım metre kadar,altına bahçede(hayat-avlu)yakılmış ve iyice kor olmuş mangal konur,üstüne de kocaman bir yorgan veya battaniye atılır,tüm aile bu yorganın altında toplanır,sohbet,muhabbet,masallar,şakalar yapılarak geceler geçirilirmiş .Dikey yaşayan şehirler ve insanlar olarak yatay yaşayan bu hayatı anlamak ve algılamakda zorlansakta ,bizden daha konforlu yaşadıklarını düşünüyorum .Bey mahallesi ve Şehreküstü konakları en güzel örneklerindendir.

YUŞA PEYGAMBERİN MEZARI
Gaziantep insanı çalışkan ve zanaatkar’dır.Kadınları Antep işi diye anılan dantel-kanaviçe ile Türkiye de tanınır iken erkeklerin bölgeye has yemeni ayakkabı, sedef işlemeciliği ve bakır işçiliği ile adından söz ettirir. Bakırcılar çarşısında günün ilk saatlerinde başlayan çekiç sesleri göz nurunun bakıra oya gibi işlenmesini anlatır.Bazen sevinçle,aşkla işlerken bakırı,bazen hüzün ve acıyı resmeder. Küçüklü-büyüklü yanyana dükkanlar içerisinde yanan ocaklar,kalkıp-inen çekiç sesleri,insanlarin koşturması,alışveriş uğultusunun içinde bir Peygamber mezarı. Her peygamberin bir mesleği varmış çoban-terzi-marangoz-demirci v.s. İnsan acaba diyor YUŞA Peygamberin mesleği Demirci veya Bakırcı olabilir mi?Gerçi İstanbul Beykoz da YUŞA tepesinde uzun bir mezarı var ve burada yattığına inanılırken ,Gaziantep de karşınıza çıkan YUŞA Peygamberin mezarı sizi şaşırta bilir.Olsun takılmayın,aklınızı karıştırmayın, ziyaretinizi yapip duanızı edip,gezmeye devam edin.

EMİNE GÖĞÜŞ MUTFAK MÜZESİ

Unesco gastronomi şehirleri arasında olup yöresel yemeklerin tanıtıldığı bir mekanın olmaması düşünülemez tabi ki.Gaziantep i kebab ve tatlı olarak düşünenler yanıldıklarını bu müzeyi gezerken daha iyi anlayacaklar.Şuan hepsi her yerde bulunmasa da bir çoğunu yeme şansına sahipsiniz.Emine Göğüş Mutfak Müzesi eski bir Antep evini tanımak açısından da güzel bir çalışma olmuş yemekler resimli ve anlatımlı olması da damak zevkinize göre yorum yapmanızı sağlıyor. Gezilerse ,tatmak istediğiniz yemek çeşidiniz artabilir.Kalenin karşısında hışva hanın üst sokağında.

HAMAM MÜZESİ

Roma’lılardan Osmanlı’ya geçen hamam Gaziantep le özdeşleşmiş,adeta Gaziantep kültürünün bir parçası olmuştur.Gaziantep de hamam sadece temizlenme mekanı değil,geleneklerin yaşatıldığı mekanlar olmuştur.Gelin-damat-lohusa Hamamları,görücü usulünün yaygın olduğu yıllarda kız görmek (bedensel bir kusuru var mı?ev hanımlarının ,çiğköfte ve dolma başta olmak üzere küçük ziyaretlerin yapıldığı toplantıları,erkeklerin iş sonrası hem temizlenip,çigköfte ziyafetiyle sohbet ettikleri bir alan olmuştur.Tarihin bize sunduğu hoşgörüyü burda da görme imkanı vardır. Bazı haramlarda Yahudi (Museviler)için arınma havuzu olan Gulleytin (Mikve) havuzu da hamamlarda rastlanır. Gaziantep Hamam Müzesi bu özellikleri çok güzel aktaran bir müze olmuş. Gaziantep Büyükşehir Belediyesi’ni kutluyor,kültürümüzün bir parçası olan Hamamları yeni nesile aktardığı için teşekkür ediyorum. Gaziantep kalesinin karşısına Hışva Han’ın üst sokağında olan Hamam müzesi gezilmesi gereken yerlerden.

PARA MÜZESİ

Dünyanın çivisini çıkaran,milyonları arkasından koşturan,çok sevilen,Lidya lıların başımıza bela ettiği PARA,kolleksiyon olarak değil müze olarak karşımıza çıkıyor. Bildiğimiz müze formatında değil,hatta biraz da kırık dökük bir mekan halinde karşımıza çıksa da ,ESAT KAPLAN’ın espirileri,paraya bakış açısı,daha doğrusu para bilimi halinde sunumu,paranın alım gücü dışında bir sanat ,bir bilim dalı olduğunu gösteriyor. Mutlaka bu bilgi birikimini dinlemeli ve enteresan paylaşımları yaşamalısınız. Alzahimer tedavisi yapılıyor sloganı çok enteresan bir yaklaşım, hatırladığınız en eski parayı önünüze koyup “hadi anlat bakalım,bu parayla ne yapardın” deyince,neler hatırlıyorsunuz,neler.Gaziantep kalesinin karşısında hamam ve mutfak müzesi arasındaki bu ilginç para müzesi mutlaka görülmeli.

Sevebilirsin...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir